Chapter 8 : Yezid torunu AKAHPE : emevi artığı Yezid ile AKAHPE ‘ nin ilişkisi :
- Ömer Tahir Çağlar
- 1 Oca
- 3 dakikada okunur
Yezidî Zihniyetin Sürekliliği
Yezid bir isimdi,
geçti.
Ama arkasında
bir yöntem bıraktı.
İktidar,
hesaptan muaf sayıldı.
Sadakat,
adaletin önüne geçti.
Devlet,
ahlakın yerine kondu.
Haklı olmak değil,
güçlü kalmak önemliydi.
Uyarı susturuldu,
itiraz bölücülük sayıldı.
Kerbelâ’da olan,
sadece bir çatışma değildi;
ahlakla iktidar arasındaki
en açık kırılmaydı.
Bu yüzden Yezid,
tarihte bir şahıs olarak değil;
bir zihniyet olarak anılır.
Ve tarih şunu gösterir:
Bu zihniyet,
her çağda yeni elbiseler giyer.
İsimler değişir,
söylemler yenilenir;
ama yöntem tanıdıktır.
Adalet ertelenir,
“şartlar” gerekçe yapılır.
Yanlış,
“zorunluluk” diye savunulur.
Kalabalık,
hakikatin yerine geçirilir.
Kerbelâ,
bitmiş bir olay değil;
her çağda sorulan bir sorudur:
Güç mü üstün, adalet mi?
Ve cevap,
isimlerde değil;
tutulan tarafta ortaya çıkar.
Yezid Aklı: Saltanat, İtaat ve Meşruiyet Kırılması
“Tarih, zalimleri isimleriyle değil,
kurdukları düzenle hatırlar.”
Yezid, İslam tarihinde yalnızca bir kişi değildir.
O, bir kırılma anıdır.
Yezid bin Muaviye ile birlikte iktidar:
– Emanet olmaktan çıktı
– Saltanata dönüştü
– Ahlaktan koptu
Bu yüzden mesele Kerbela’da sadece bir ölüm değildir.
Mesele, iktidarın meşruiyetini kaybetmesidir.
Emevi Devleti ile başlayan bu düzen,
şu üç temel özelliği kalıcılaştırdı:
1. İktidar kutsaldır
2. İtaat dinden sayılır
3. Muhalefet fitnedir
Bu üçlü,
tarihte nerede tekrarlandıysa
orada adalet çöktü.
Kerbela’da öldürülen sadece
Hüseyin bin Ali değildi.
Orada öldürülen şey,
“iktidarın sınırı olmalı” fikriydi.
⸻
Yezid Aklı Nedir?
Yezid aklı, şunu söyler:
– “Ben düzenim”
– “Bana karşı çıkan kaos üretir”
– “Gücüm meşruiyetimin kaynağıdır”
Bu akıl,
her çağda farklı isimlerle ortaya çıkar.
Modern çağda da bu zihniyet,
dini sembollerle,
milli söylemlerle,
“beka” anlatılarıyla süslenir.
⸻
Kesişim Noktası
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar pratiğiyle
Yezid–Emevi aklı arasında kurulan bağ,
bir soy iddiası değil,
bir yöntem benzerliğidir.
Bu benzerlikler şuralarda görünür:
– İktidarın eleştirilemez ilan edilmesi
– “Devlet” ile “lider”in özdeşleştirilmesi
– Muhalefetin ahlaksızlıkla suçlanması
– Dinin, iktidarı koruyan bir zırha dönüşmesi
Bu, “siz Yezid’siniz” demek değildir.
Bu, “Yezid düzeni böyle çalışır” demektir.
Ve tarih şunu söyler:
Yezid düzeni,
kendisini sürekli yeniden üretir
ama hiçbir zaman kalıcı olmaz.
Çünkü Kerbela,
zamanla kaybolan bir olay değil;
her çağda yeniden hatırlanan
bir vicdan ölçüsüdür.
⸻
Sonuç
Bu bölümün hükmü nettir:
– Zulüm, dini kullanıyorsa
– İktidar sorgulanamıyorsa
– Adalet, güce göre eğiliyorsa
orada isimler değişse bile
aynı tarih tekerrür eder.
“Kerbela bitmedi.
Sadece sahnesi değişti.”
Dinle Tahkim Edilen İktidar: Kutsal Kalkan
Din, iktidarın emrine girdiğinde
zulüm ibadet gibi sunulur.”
Tarihte din,
iki farklı yerde durur:
1. Zulme karşı bir vicdan
2. Zulmü örten bir kalkan
Emevi düzeniyle birlikte,
din ikinci yere çekildi.
Hutbe,
dua,
fetva…
Hepsi bir noktada
iktidarın meşruiyet üretim aracı oldu.
Bu mekanizma basittir:
– İktidara itaat = din
– İktidara itiraz = fitne
– Adalet talebi = kaos
Bu dil,
asırlar sonra da tanıdık biçimde karşımıza çıkar.
Modern siyaset,
dini doğrudan yasaklamaz.
Daha etkilisini yapar:
Sahiplenir.
– Hutbede isim vermeden hedef gösterir
– “Milli irade” ile “ilahi irade”yi karıştırır
– Eleştiriyi “ahlaksızlık” diye etiketler
Bu noktada din,
hakikati hatırlatan bir ses olmaktan çıkar;
sessizlik üreten bir aygıta dönüşür.
En tehlikeli an budur.
Çünkü dindar insan,
adaletsizliği savunduğunu fark etmez.
Sadece “düzenden yana” durduğunu sanır.
Ama kutsal metinler nettir:
– Firavun’a karşı Musa
– Nemrut’a karşı İbrahim
– Yezid’e karşı Hüseyin
Hepsinde din,
iktidara değil; mazluma yakındır.
Bu yüzden dini iktidar adına konuşan her düzen,
eninde sonunda şu çelişkiye düşer:
Tanrı’yı savunduğunu iddia eder
ama adaleti savunamaz.
“Din, sarayı koruyorsa
artık din değildir.”
⸻
İki Bölümün Ortak Hükmü
• Kerbela hâlâ sürüyor
• Yezid aklı hâlâ yaşıyor
• Din hâlâ istismar ediliyor
Ama bir şey hiç değişmiyor:
Zulüm kalıcı olmuyor.
Tarih,
sarayları değil;
direnenleri hatırlıyor.
Son dokunuş : Yezid sırf güç para ve iktidar için Hz Muhammed’in tüm soyunu katletmiştir. Kripto Cehapeliler yani Oruspu Çocuğu AKAHPeliler sırf iktidar için yüzbinlerce masum insanı FEtöcü diye katlettiler.Çocuk çoluk masum yaşlı bebek, kadın demeden yüzbinlerce masum vatan evladına soykırım yaptılar.BAşörtülü bacılarımız okullara giremiyor dediler.Güç elde ettikten sonra başörtülü bakire bacılarımıza çırıl çıplak arama yaptılar . Hapishanede tecavüz edip hamile bıraktılar . MAllarına el koydular. KArıları ve kızları ile oruç bozacağız dediler. Götlerine job sokup bağırsakları parçalanana kadar tecavüz ettiler.Bu bilinen bilinmeyen tehditle susturulanları saymıyorum bile.Doğu perinçek denen İngiliz ajanı oruspu çocuğu , DEvlet BAhçeli denen ruhsal ibne Amerikan ajanı olup tüm bu zülmün en büyük alkışlılarıdır. MEhapeli kadrolar tüm devlet içine dolup onlarda akahpeliler ile büyük zülmü birlikte yaptılar . NAsılki şeyhül oruspu muaviye Yezid peygamberimizin gözünün nuru olan Hasan Hüseyin’i katletti. Bunlarda bu ülkenin gözünün nuru olan savcılarını, askerlerini,generallerin, ,eğitimcilerini , gazetecileri, ülkenin namusu olan yargıyı adaleti katlettiler. kozmik odayı yabancılara altın tepside sundular , devletin Ajanlarını deşifre ettiler ,devletin dişinden tırnağından arttırarak yatırımını yaptığı yüzlerce fabrikayı Üç kuruşa peşkeş çektiler. Yani emevilerin islama yaptığı ne ise ; Akahpe ve MEHAPE Zillet İttifakının başta Türkiye ye sonra da MAzlum halklara verdiği zarar aynıdır.
Yorumlar