Chapter 3 : AKAHPE vs Firavun ve Musa kısası
- Ömer Tahir Çağlar
- 1 Oca
- 4 dakikada okunur
Firavun ve Musa: Tekerrür Eden Karşılaşma
Firavun dedi ki:
“Ben düzenim.”
Nil akıyordu,
saraylar yükseliyordu,
korku sessizliği besliyordu.
Musa geldi.
Elinde ne ordu vardı
ne hazine.
Sadece bir söz:
“Adalet.”
HZ ÖMER : Devletin dini yoktur .DEvletin dini adalettir.
Firavun tartışmadı.
Çünkü tartışmak
hesap vermektir.
Onun yerine:
• Tehdit etti
• Karaladı
• Kalabalığı kışkırttı
• “Bu adam düzeni bozuyor” dedi
Ve düzen dediği şey
itaatti.
Musa mucizeyle değil,
ölçüyle konuştu.
“Kimse kul değildir” dedi.
Firavun’un korkusu
işte tam da buydu.
Çünkü iktidar,
kendisini ilah sandığında
özgürlüğü düşman bilir.
Firavun dedi ki:
“Ben olmazsam kaos olur.”
Her zorba bunu söyler.
Ama Nil taştı.
Saraylar sustu.
Ve tarih bir kez daha yazdı:
Güç geçicidir.
Hakikat kalıcı.
Firavun boğuldu,
ama Firavun zihniyeti
her çağda yeniden yüzmeye çalıştı.
Musa’nın mirası ise şuydu:
Kurtuluş,
bir kişiye değil
ilkeye uyanlar içindir.
Firavunlaşan İktidar, Susturulan Musa
“Firavun, Tanrı olduğunu söylemez.
Tanrı adına konuşur.”
Bu bölüm bir benzetme değil.
Bir iktidar anatomisi.
Tarihte Firavun’un en büyük suçu zulüm değildi.
Zulüm sıradandı.
Asıl suç şuydu:
Kendini vazgeçilmez ilan etmesi.
Firavun, halka şöyle sesleniyordu:
“Bu düzen giderse kaos gelir.”
“Ben olmazsam ülke yıkılır.”
“Bana itaat, Tanrı’ya itaattir.”
Bu cümleler binlerce yıl eskidir.
Ama tanıdık gelir.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı da yıllar boyunca aynı dili kurdu:
– “Biz gidersek ülke bölünür”
– “Biz olmazsak dış güçler gelir”
– “Bize karşı çıkanlar hain”
Bu noktada Musa kıssası devreye girer.
Musa bir isyancı değildi.
Bir darbeci hiç değildi.
O, sadece şunu söyledi:
“Zulme son ver.”
Firavun’un buna cevabı şuydu:
– Musa’yı itibarsızlaştır
– Onu halktan kopar
– Onu “fitne” ilan et
– Ona inananları cezalandır
Tanıdık mı?
Bugün de iktidara “adalet” diyenler:
– Terörist ilan edildi
– Ajan dendi
– Vatan haini yaftası yedi
Firavun’un en büyük korkusu Musa değildi.
Halkın uyanmasıydı.
Bu yüzden sihirbazları topladı.
Bugünün diliyle:
– Medyayı
– Entelektüelleri
– “Ama”cıları
Hakikatle yalanı yarıştırdı.
Yalanı kazanan ilan etti.
Ve Musa’ya inananlara şunu yaptı:
– Ekmeğini kesti
– Çocuklarını cezalandırdı
– Hayatlarını kararttı
Bu noktada kıssa sertleşir.
Firavun, zulmünü düzen diye sundu.
Musa’yı ise kaos diye tanıttı.
Bugün de aynı şey oluyor:
Zulme itiraz “istikrarsızlık”,
itaat “yerli ve milli” sayılıyor.
Ama kıssalar bize şunu öğretir:
Firavun’un saltanatı kalıcı görünür,
ama kırılgandır.
Çünkü deniz,
en güçlü görünen iktidarı bile
bir gecede ayırabilir.
Ve tarih şunu kaydeder:
Firavun’un yanında duranlar da,
en az Firavun kadar
o suda boğulmuştur.
Sarayın Maymunları ve Medya Firavunları
“Firavun’un sarayı kutsal görünür.
Ama temeli hep kaçaktır.”
Firavun, sarayını halka göstermekten korkmaz.
Çünkü saray, sadece bir bina değildir.
Bir gösteridir.
Görkem,
ihtişam,
altın,
mermer…
Ama hikâyenin en kirli kısmı şuradadır:
Bu sarayların çoğu kaçaktır.
Hukuken değil sadece;
ahlaken.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında saray,
devletin kalbi olmaktan çıktı;
rejimin vitrini oldu.
Ve her vitrinin mankenlere ihtiyacı vardır.
İşte burada medya Firavunları sahneye çıkar.
Onların görevi haber yapmak değildir.
Onların görevi alkış tutmaktır.
Ama alkış tek başına yetmez.
Halkın düşünmeye vakti olmamalıdır.
Tarih bu yöntemi çok iyi bilir.
Antik Roma’da halk açken,
gladyatörler dövüştürülürdü.
Kan,
bağırış,
heyecan…
Bugünün gladyatörleri kılıç taşımaz.
Mikrofon taşır.
Kamera taşır.
Ekran taşır.
Milliyetçilik kokan şovlar,
tarih ambalajına sarılmış hamaset,
“yerli ve milli” diye pazarlanan sahneler…
Hepsi aynı amaca hizmet eder:
Unutturmak.
– Hukuk yokluğunu
– Yoksulluğu
– Adaletsizliği
– Zulmü
Ve sahneye soytarılar çıkar.
Gülünür,
alkışlanır,
tartışma magazinle boğulur.
Dizilerle geçmiş yeniden yazılır.
Reklamlarla gelecek parlatılır.
Magazinle bugün anlamsızlaştırılır.
İnsanlar uyutulmaz.
Oyalandırılır.
Bu daha etkilidir.
Çünkü uyuyan uyanabilir.
Ama oyalanan,
gerçeği fark etmez.
Medya Firavunları tam da bunu yapar:
– Gerçeği saklamaz
– Onu önemsizleştirir
Sarayın maymunları ise şunu temsil eder:
Gücü taklit eden ama
sorumluluk taşımayan figürler.
Zıplarlar.
Bağırırlar.
Taklit ederler.
Ama düşünmezler.
Ve en trajik gerçek şudur:
Bu gösteri rejimi,
halkın parasıyla kurulur
ve halka karşı oynanır.
“Firavun, halkı zincirle değil;
gösteriyle bağlar.”
Bu yüzden bu bölüm bir teşhistir:
Sorun sadece saray değildir.
Sorun, saraya bakan gözlerin
alkış tutmayı seçmesidir.
Ömer TAhir Çağlar Dokunuşu:
AKahpe ve başındaki Özgür Özel ( Erdoğan olduğu sanılır ama Mansur YAvaş , Ekrem İmamoğlu , Özgür Özel Türkiyeyi Yönetiyor 15Temmuz 2016 dan beri . O tarihte yetkiyi aldılar ve başladırlar zülmü arttırmaya.Öncesinde zaten Ergenekon balyoz davaları ile Türkiye nin tüm üst akılı beyin takımı elimine edildi.17,25 Aralıkta tüm kirli çamaşırları ortaya çıktı .O 17-25 Aralıkta tek masum RECEp TAYYİp ERDOğan dı .Oğlu safım Bilal boş yere korkmadı .O evlerindeki sıfırlanacak paralar cami yapılmak için toplanmıştı. Korktu safım Bilal kendilerininde suçsuz yerer suçlanacağını düşündü. Sonra paralel devlet söylemi geldi .ASıl palale devlettekiler 15 temmuz darbesinde yetkiyi ele geçirdi .Ne kadar masum varsa içeriye atttırdı. Özgür Özel tüm bu operasyonlarını yürüttü.Özgür özel Fİravunun REenkarnasyonu idi .Çünkü Firavun bile son dakika tövbe etmişti.Allah onun bile tevbesini kabul etti.Ama AKahpeli mahlukatlar tövbe etselerde kabul görmeyecek .Çünkü onlar kripto cehapeli, fetöcü saf masum Erdoğan’ı kandırıp her türlü zülmü yaptılar. Firavun varsa Özgür Özel gibi ALLAH MUSA yı da göndermiştir. İşte Musa nın ismi Türkmen ERmeni ,Kürt ÇErkez torunu mezhepsiz ancak Alevi ÖMER TAHİR ÇAĞLAR ‘ Dır .Bu firavunun zulmünü yerle bir etmek için önce firavunun kaçak sarayına girecek güç elde edecek sonra o Oruspu evladı zina dölü emevi Yezid torunu ÖZgür Özel ‘ i devirecek . Allah
Yorumlar