top of page

Chapter 5 : Şeytanların başı olan İblisin Soyundan gelen Akahpe liler :

  • Yazarın fotoğrafı: Ömer Tahir Çağlar
    Ömer Tahir Çağlar
  • 1 Oca
  • 3 dakikada okunur


İblisî Zihniyet


Bir soy değil bu,

bir seçim.

Bir kan değil,

bir yöneliş.


“Ben haklıyım” dedi önce,

sonra dinlemedi.

Kendini merkeze koydu,

hakikati ölçü yaptı.


Emir geldi,

itiraz etti.

İtirazını

ilke sandı.


Kibir akıl kılığına girdi,

akıl vicdanı susturdu.

Sorumluluk başkasına yazıldı,

güç kutsandı.


En tehlikelisi buydu:

Yanlış,

doğru gibi savunuldu.

Hata,

kader diye anlatıldı.


İblisî olan,

ateşten yaratılmak değil;

hesap vermemekte ısrar etmektir.


Ve tarih şunu ayırır:

Hata yapanları değil,

hatasını kutsayanları yazar.



İblisin Soyu: Kanla Değil, Zihniyetle


“İblis’in çocukları olmaz.

Ama onu taklit edenler çoğalır.”


Bu bölüm bir suçlama değil.

Bir teolojik–ahlaki teşhis.


Çünkü kutsal metinler,

iblisin soyunu kan bağıyla değil,

davranış kalıbıyla tarif eder.


Enok Kitabı’nda anlatılan Gözcüler (Watchers),

insanlığa bilgiyi değil,

gücü kötüye kullanmayı öğretir.


Onların suçu şudur:

– Kendilerini yeryüzünün sahibi sanmaları

– Yasayı kendileri için askıya almaları

– Halkı küçümsemeleri

– Hesap vermemeleri


Bu “düşmüşlük” bir doğum meselesi değil,

bir kibir rejimidir.


Aynı tema,

Kur’an-ı Kerim’de de açıkça vardır.


İblis’in suçu şudur:

“Ben ondan üstünüm.”


Yani:

– Kendini merkez ilan etmek

– Eleştiriyi hakaret saymak

– İtaati erdem diye sunmak


İblis, insanları yakmaz.

İnsanların içindeki kibri okşar.


İşte bu noktada mesele AKP ya da herhangi bir isim olmaktan çıkar.

Mesele iblisi model alan iktidar zihniyetidir.


Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar pratiği,

ahlakı bir sınır değil,

bir sopa hâline getirdiği anda

bu mitolojik çizgiye oturur.


Çünkü kutsal metinlerde şunu görürüz:

– Firavun “tanrılaşır”

– Gözcüler “dokunulmaz” hisseder

– İblis “üstün” olduğuna inanır


Hepsinin ortak noktası:

Hesap vermeyi reddetmek.


“İblisin soyu” dediğimiz şey tam olarak budur:

– Kendini seçilmiş sananlar

– Yanılmaz olduklarına inananlar

– Zulmü kutsal gerekçelerle örtenler


Bu soy,

nüfus kütüğünde yazmaz.

Ama her çağda ortaya çıkar.


Ve her seferinde aynı cümleyi kurar:

“Biz olmazsak düzen bozulur.”


Kutsal metinler bu cümleye hep aynı cevabı verir:

Hiçbir güç vazgeçilmez değildir.

Hiçbir saray ebedi değildir.

Hiçbir kibir cezasız kalmaz.


“İblis, ateşten yaratıldığını söyledi.

Ama onu yakan şey ateş değil, kibirdi.”


Bu bölümün kapanışı nettir:

Bu kitap, kimseyi şeytan ilan etmez.

Ama şeytani iktidar aklını teşhir eder.



Mavi Kan: Seçilmişlik Yanılsaması


“Seçilmiş olduklarına inananlar,

hesap vermeye gerek görmez.”


“Mavi kan” bir biyoloji meselesi değildir.

Tarihte bu ifade,

kendini halktan üstün gören zümrelerin

uydurduğu bir meşruiyet masalıdır.


Soy temizliği,

ayrıcalık,

dokunulmazlık…


Hepsi tek bir cümlede toplanır:

“Biz farklıyız.”


Bu zihniyet, çağlar boyunca aynı kalıbı üretir.

Sadece isimler değişir.


Bu noktada “İlluminati” anlatısı devreye girer—

gerçek bir örgütten çok,

gizli seçkinlik fikrinin sembolü olarak.


Illuminati anlatılarında ortak motif şudur:

– Hakikatin halka ait olmadığı

– Bilginin seçilmişlere mahsus olduğu

– Kitlelerin yönetilmesi gerektiği


Bu, tarihsel bir elitizm ideolojisidir.


Modern iktidar aklı da aynı dili kullanır:

– “Her şeyi bilmezsiniz”

– “Devlet sırrı”

– “Büyük resmi göremiyorsunuz”


Böylece siyaset,

hesap verebilirlikten çıkar;

inisiyasyona dönüşür.


Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar pratiğinde de bu seçilmişlik dili sıkça üretildi:

– Biz “yerli ve milli”yiz

– Biz “milletin özüyüz”

– Biz “hakikatin tarafıyız”


Bu söylemde muhalif,

yanlış düşünen değil;

dışlanan olur.


“Mavi kan” tam olarak burada çalışır:

Hukuk herkes için değil,

bizden olanlar için esner.


Kutsal metinlerde bu kibir çizgisi nettir.

Kendini seçilmiş sanan güçler,

zamanla hakikati tekelleştirir

ve yalanı kutsallaştırır.


Deccal anlatılarında da (dinî-metaforik anlamda)

aynı uyarı vardır:

Görkem + aldatma + seçilmişlik iddiası.


Bu, bir kişi tarifi değil;

bir iktidar modelidir.


Ve her çağda,

bu model şunu yapar:

– Sarayı büyütür

– Gösteriyi artırır

– Sorgulamayı bastırır


Halktan kopan her güç,

kendisini mavi kanla anlatır.

Oysa kanın rengi değil,

vicdanın ağırlığı belirleyicidir.


“Seçilmiş olduklarını söyleyenler,

en çok seçime dayanamaz.”


Bu bölümün hükmü şudur:

Mavi kan,

İlluminati,

seçilmişlik…


Bunların hepsi aynı zihniyetin farklı maskeleridir.

Maskeler düşer.

Zihniyet kalır.



Son Dokunuş : İblis cennetten kovulduğunda şöyle derdi çoğunluğu dışında pek azını sana inansan bulacaksın . Sonra iblis cehenneme atılmadı dünyaya indi. Cehennemi yöneten ise yine bir melekti. Cehennemdeki tüm zebaniler meleklerdir. ŞEytan soyu ile birlikte dünyaya indi .Şeytan ademin ilk eşi Lilithle ilişkiye girdi oradan soylar birbirine karıştı. Ademin lilithten çocuğu kabildi. Diğer eşi (kuranda Havva geçmez . den olan çocuğu ise Habil’di . Habil şehit oldu ,i kabil ise tövbe etti .Ama iblisin soyu lilithle insanlık soyuna karıştı . VE işte bu dünyada büyük zülümler yapan hitler gibi işid gibi AKahpe , İSrail , Amerika ,Yezid’in soyu ,emeviler gibi ve diğer tüm terör örgütlerin hem başındakiler , hem de içindekiler ; MAvi kana sahip Şeytanın soyundan gleendlerdi . İşte Akahpelilerin soyunun geldiği yer Mavi Kan taşıyan Lilith ve İblise SATAna dayanmaktadır. Bu yüzden bu AKahpeli oruspu çocuklarının hem kendilerin kanı hem anasını babasını kanı bozuktur. Yani bir akahpelinin hem kendisi hemde anne babası oruspu çocuğu bok leş domuz soyundan gelmektedir . AKahpelilierin ruhu domuzdur , şekilleri boktur , leş gibi kokarlar . Bu soyun katli vaciptir.Ama öldürürsek kurtulurlar . Öbür tarafta bunlara zaten dehşetengiz bir ceza olacaktır . Ama bu dünyadada cehenemi yaşatacağız. Bir sürü işkence metotu var hepsini kullanacağız bu tıniyeti bozuk şeytanın askerlerine .

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Chapter 2 : AKAHPE vs Naziler

Otoriter Zihniyet ve Nazizm: Tekerrür Eden Desenler ( Prompt metin gelişerek birlikte yazıldı . Nazizm bir milletin adı değildir; iktidarın kutsallaştırıldığı bir zihniyet modelidir. Bu modelin temel

 
 
 
Chapter 3 : AKAHPE vs Firavun ve Musa kısası

Firavun ve Musa: Tekerrür Eden Karşılaşma Firavun dedi ki: “Ben düzenim.” Nil akıyordu, saraylar yükseliyordu, korku sessizliği besliyordu. Musa geldi. Elinde ne ordu vardı ne hazine. Sadece bir söz:

 
 
 

Yorumlar


Öğrenme Koçu

  • Instagram
  • YouTube

Bu bir paragraf. Bu metni değiştirmek veya düzenlemek için tıklayın. Çok kolay.

bottom of page