top of page

Chapter 4 : mastürbasyon  ahlakçı  Akahpe iktidarının içi boş  political correctness  olması :

  • Yazarın fotoğrafı: Ömer Tahir Çağlar
    Ömer Tahir Çağlar
  • 1 Oca
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 6 Şub



İçi Boş Ahlakçılık


Bu bir ahlak meselesi değil,

bir gösteri meselesi.


Söylem var,

ama ilke yok.

Dil temiz,

ama niyet kirli.


Ahlak,

kişisel hesaplaşma olmaktan çıkarılıp

başkalarını denetleme aracına dönüştüğünde

kendini tekrar eden bir ritüele benzer:

hareket vardır,

ilerleme yoktur.


Sürekli konuşulur,

ama kimse sorumluluk almaz.

Yanlışlar teşhir edilmez,

sadece uygun kelimelerle örtülür.


Bu yüzden her şey “doğru” söylenir,

ama hiçbir şey doğru yapılmaz.


İktidar,

ahlakı içselleştirmek yerine

onu vitrine koyduğunda

ahlak da bir tür

politik nezaket ezberine indirgenir.


Sonuç şudur:

Yüksek sesli erdem,

düşük yoğunluklu adalet üretir.


Ve tarih bilir:

İçi boş ahlakçılık,

en çok ahlakın kendisine zarar verir.



Ahlakçı Söylemin Mastürbasyonu


“Ahlak, başkasına öğretilen bir şey değildir.

Ahlak, iktidarın kendini sınırlayabildiği yerdir.”


Bu dönemin en büyük çelişkisi şudur:

Ahlak, hiç bu kadar konuşulmadı;

ama hiç bu kadar anlamsızlaşmadı.


Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında ahlak,

bir ilke olmaktan çıktı,

bir gösteri performansına dönüştü.


Buradaki “mastürbasyon” mecazdır:

İktidarın,

kendi yarattığı ahlak tanımıyla

kendi kendini tatmin etmesi.


– Gerçek adalet yok

– Gerçek hesap verme yok

– Gerçek yüzleşme yok


Ama sürekli “biz ahlaklıyız” tekrarı var.


Bu tekrarın adı ahlak değildir.

Bu, boş duyar kasmaktır.


Political correctness,

burada evrensel bir hassasiyet değil;

saraya göre ayarlanan bir reflekstir.


– Saraydan geliyorsa doğru

– Saraya değiyorsa sus

– Saraya karşıysa linç


Ve bu düzen kendiliğinden işlemez.


Burada devreye linç orduları girer.


Botlar…

Organize hesaplar…

Emir bekleyen dijital kalabalıklar…


Bir cümle yeterlidir:

“Milli değil.”

“Dine saygısız.”

“Terör sevici.”


Gerisi otomatik gelir.


Bu linç kültürü ahlaki değildir.

Ama ahlak diliyle konuşur.


Çünkü amaç ikna etmek değil,

sindirmektir.


En tehlikeli tip kimdir biliyor musun?

Bot değil.

Onu yöneten de değil.


Gerçek insan olup,

bu linçlere gönüllü katılanlar.


Onlar,

iktidarın vicdanını kiraya verenlerdir.


Bu yüzden bu bölümün teşhisi nettir:

Bu iktidarın ahlakçılığı,

toplumu iyileştirmek için değil,

kendini aklamak içindir.


Ve kendini aklayan bir güç,

asla temizlenmez.


“Ahlak, başkasını taşlamak değil;

kendine sınır çizebilmektir.”



Buradan sonra artık tekil vakalara giriyoruz:

bir linç kampanyası,

bir tweet,

bir medya suskunluğu,

bir “ama şimdi sırası mı” cümlesi.





Dijital Cellatlar ve Sarayın Sessiz Onayı



“Cellat artık balta taşımaz.

Bildirim sesi yeter.”


Her şey basit bir cümleyle başlar.

Bir tweet.

Bir paylaşım.

Bazen sadece bir soru.


Ne çağrı vardır,

ne emir.

Ama birkaç dakika içinde aynı cümleler,

aynı hakaretler,

aynı etiketler görünmeye başlar.


Bu tesadüf değildir.

Bu bir alışkanlık rejimidir.


dijital alanı bir mahkeme salonuna çevirmedi.

Daha kötüsünü yaptı:

Meydan yaptı.


Savcı yok.

Hakim yok.

Delil yok.


Ama karar çoktan verilmiştir.


Linç orduları üçe ayrılır:

1. Botlar

– Aynı kelime

– Aynı saat

– Aynı öfke

2. Yavşak tayfası

– Güce yakın durmak ister

– Espri yapar gibi aşağılar

– “Şaka yapıyoruz ya” der

3. Gönüllü ahlakçılar

– En tehlikelisi

– Gerçek insan

– Gerçek nefret


Bu son grup, iktidarın en büyük başarısıdır.

Çünkü onlar emir almaz.

İçselleştirir.


Linç edilen kişinin suçu neydi?

Çoğu zaman bilinmez.


– Yanlış zamanda konuşmak

– Yanlış kelimeyi seçmek

– Yanlış kişiyi eleştirmek


Yeterlidir.


Bu süreçte medya ne yapar?

Hiçbir şey.


Ve bu “hiçbir şey”,

bir tercihtir.


Çünkü suskunluk,

bu rejimde tarafsızlık değildir.

Onaydır.


Linç tamamlandığında:

– İş kaybedilir

– İtibar yok edilir

– Hayat daraltılır


Sonra herkes yoluna devam eder.


Bu bölümün en karanlık gerçeği şudur:

Bu linçler,

adalet duygusunu tatmin etmek için yapılmaz.


Bunlar,

iktidarın kendini güçlü hissetmesi içindir.


Yani bir tür siyasal mastürbasyon.


Kendi yarattığı düşmanı döver,

kendi yarattığı ahlakla haklı çıkar,

kendi yarattığı sessizlikte rahatlar.


Ve toplum,

biraz daha susmaya alışır.


“Bir ülkede herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyorsa,

orada hakikat çoktan sürgüne gönderilmiştir.”



Son Dokunuş : Her konudan duyar kasma ahlakı üretmek akahpelilerin en büyük düsturudur. Ahlak yoksa ahlak bekçiliği yapılır . Alper HAsanoğlu : Utanç yok utandırma vardır . İşte kokuşmuş Akahpenin ahlaktan anladık tam olarak budur. Bir söylediğin kelime bir tweet bir açıklama üstüne sana Afşar’a yaprak şeytranlaştırırlar ve kitleyi manipule ederek A haber , Turguz medya ile seni yerin dibine sokarlar ; bir onların dilinden uygun konuşma , bir politikal corrrect olma yani düzenin korku manipulasyon söylemesine uyma linç tayfaya seni günlerce linçlettirirler .Ek olarak bunların ahlaklarını anlatan güzel bir hikaye vardır.Bir kral sarayını 3 çocuğundan birine bırakacaktır. Bİlgesine sorar nasıl bırakayım diye bilgeside ona hepsine 100 tl para ver onlardan sarayı doldurmalarını iste der. Kral tam olarak bunu yapar. İlk çocuk o 100 tl ile kumar oynar .Tüm paraydı batırır .2. çocuk ise tüm sarayı çöple doldurur.İşte bir AKAHPleinin ahlakı o kadar çürümüştür ki ruhu leş gibi kokar.Örneğin oruspu çocuğu MElih GÖkçek onun piç kurusu Oğlu Osman Gökçe bir insanın ve çocuğunun ne kadar ahlaksız ne kadar kalleş ne kadar leş bir ahlakı olduğunun en büyük örneğidir.Osman GÖkçek artık bir küfürün adı olacak .Aynı MElih bulu, muallim naci  gibi. Bunların kalplerinin içi lağım ve zift dolu .İnsan yanına yaklaşınca kokudan midesi bulanıyor.Ama konuşmalarına bakınca ne kadar ahlaklı melekler .Ama bu onların personası gösterdikleri kişi .İçeride Yezid torunu iğrenç bir şeytan var . Bunların ruhları da satılmış para güç elde etmek için ruhlarını satarlar şeytana yani ; her tür maddi manevi değerlerini görmezden gelirler ayaklar altına alırlar kendi ruhlarını güç için pazarlayacak kadar pezevenkler .Bunlar para ve güç elde etmek için karşını siktirmesi gerekirse siktirri.Kızını. Siktirmesi gerekirse siktirri.Çocuğunu siktirmesi gerekirse siktirri.Anasını satması gerekirse satar.İşte Bu orsupu çocuğu akahpeliler ruhsal gavatlık ta pornostarıdırlar.  İşte kendileri bu kadar ahlaksız olup x kişi küçücük bir küfür hakaret hatalı bir davranış yapsın . lağıma gömülmüş olup Zombi gibi lağımdan çıkar ve o lince katılır. Öyle bir gaslighting öyle bir manipulasyon yaparlarki kendileri hep mağdur kendileri hep haklıdır .KArşı tarafsa katli vacip olan şeytandır.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Chapter 2 : AKAHPE vs Naziler

Otoriter Zihniyet ve Nazizm: Tekerrür Eden Desenler ( Prompt metin gelişerek birlikte yazıldı . Nazizm bir milletin adı değildir; iktidarın kutsallaştırıldığı bir zihniyet modelidir. Bu modelin temel

 
 
 
Chapter 3 : AKAHPE vs Firavun ve Musa kısası

Firavun ve Musa: Tekerrür Eden Karşılaşma Firavun dedi ki: “Ben düzenim.” Nil akıyordu, saraylar yükseliyordu, korku sessizliği besliyordu. Musa geldi. Elinde ne ordu vardı ne hazine. Sadece bir söz:

 
 
 

Yorumlar


Öğrenme Koçu

  • Instagram
  • YouTube

Bu bir paragraf. Bu metni değiştirmek veya düzenlemek için tıklayın. Çok kolay.

bottom of page