Chapter 17 : Layboy AKAHPE ‘ lilerin siktiği hayatlar :
- Ömer Tahir Çağlar
- 31 Ara 2025
- 5 dakikada okunur
1 — Şiir: Ahlakın Metalaştırılması
Ahlak vitrine çıktı,
etiket takıldı.
Parladı
satıldı.
Lüks konuştu,
vicdan sustu.
Gösteri büyüdü,
bedel başkasına kaldı.
Bir hayat daha
dekor oldu.
Bir umut daha
arka planda kaldı.
⸻
2 — Kısa Deneme: Güç, Haz ve Sorumsuzluk
Güç,
hesap vermekten koptuğunda
hazla ittifak kurar.
Bu ittifakta
sonuçlar görünmez kılınır,
bedeller başkalarına devredilir.
Gösteri sürer,
hayatlar aşınır.
Sorumsuzluk,
en pahalı lükstür.
Bedelini
hep başkaları öder.
⸻
3 — Alegorik Anlatı: Geriye Kalan
Bir sahne kuruldu.
Işıklar güçlüydü.
Alkış vardı.
Sahne kapandığında
ışıklar söndü.
Alkış gitti.
Geriye kalan,
toparlanması zor
hayatlardı.
Ve şehir şunu öğrendi:
Gösteri geçer,
iz kalır.
Gösteri Ahlakı: Hayatları Tüketen Siyaset
Bu bölüm bedenlerle ilgili değildir.
Bu bölüm hayatların nasıl harcandığıyla ilgilidir.
Bazı siyasal kültürlerde ahlak,
bir ilke değil;
bir vitrindir.
Dışarıdan bakıldığında modern, özgürlükçü, rahat…
Ama bu rahatlık,
çoğu zaman sorumluluktan kaçış anlamına gelir.
Cumhuriyet Halk Partisi etrafında da zaman zaman tartışılan mesele tam olarak budur:
İlkelerle değil,
gösteriyle kurulan bir siyaset dili.
⸻
I. Gösteri Kültürü Nedir?
Gösteri kültürü şunu yapar:
– Politikayı derinlikten koparır
– Sorunları imajla örter
– Hayatları “deney alanı”na çevirir
Burada insanlar,
hak öznesi değil;
süs unsuru olur.
Bu bir özgürlük değildir.
Bu, insanı araçsallaştırmaktır.
⸻
II. Hayatlar Nasıl Zedelenir?
Hayatlar bazen copla değil,
ilgisizlikle yıkılır.
– Geçim sıkıntısı ciddiye alınmaz
– Emek, popülerliğe feda edilir
– Kimlikler, vitrin süsü gibi kullanılır
– Gerçek sorunlar “imaj yönetimi”ne kurban edilir
Bu durumda kaybeden şudur:
Gerçek insanlar.
⸻
III. Kimlikler Üzerinden Siyaset Tuzağı
Bu bölümde çok net bir çizgi var:
– İnsanların cinsiyeti, yönelimi, kimliği asla sorun değildir
– Sorun, bu kimliklerin siyasetin pazarlama malzemesi hâline getirilmesidir
Kimlikler,
korunmak için değil;
alkış toplamak için kullanıldığında
ahlak çöker.
Bu, kapsayıcılık değil;
sömürüdür.
⸻
IV. Ahlaki Eşik
Gerçek ahlak şunu sorar:
– İnsanların hayatı kolaylaştı mı?
– Emek karşılık buldu mu?
– Adalet hissi güçlendi mi?
Eğer cevap hayırsa,
renkli vitrinlerin
hiçbir anlamı yoktur.
“İnsanları özgürleştirmeyen bir siyaset,
ne kadar parlak görünürse görünsün,
hayatları tüketir.”
⸻
Sonuç
Bu bölümün söylediği şudur:
Sorun özgürlük değildir.
Sorun sorumluluk almadan özgürlük satmaktır.
Sorun kimlikler değildir.
Sorun kimlikler üzerinden kaçılan adalettir.
Ve hayatları en çok yıkan şey,
açık baskıdan çok
boş gösteridir.
Kimlik Siyaseti mi, Sosyal Adalet mi?
Bu bölüm bir kimlik eleştirisi değildir.
Bu bölüm, kimliklerin siyasette nasıl kullanıldığına dair bir sorgudur.
Başlangıç noktası nettir:
İnsanların cinsiyeti, yönelimi, kimliği tartışma konusu olamaz.
Bunlar hak alanıdır.
Ama siyaset, hakları korumakla yetinmeyip
kimlikleri vitrin malzemesine dönüştürdüğünde
başka bir sorun başlar.
⸻
I. Kimlik Siyaseti Ne Zaman Sorunlu Hâle Gelir?
Kimlik siyaseti şu noktada sorunlu olur:
– Kimlik, hak mücadelesinin yerine geçtiğinde
– Yoksulluk, emek, adalet geri plana itildiğinde
– Temsil, somut yaşam koşullarını iyileştirmediğinde
Bu durumda kimlik,
özgürleştirici olmaktan çıkar,
oyalayıcı olur.
⸻
II. Sosyal Adaletin Geriye Düşmesi
Sosyal adalet şunları sorar:
– İnsan geçinebiliyor mu?
– Güvende mi?
– Emeğinin karşılığını alıyor mu?
– Hukuk karşısında eşit mi?
Bu sorular cevaplanmadan,
sadece sembollerle kurulan bir siyaset
boşluk üretir.
Cumhuriyet Halk Partisi etrafında zaman zaman yapılan eleştiriler de
tam olarak bu noktaya odaklanır:
Sosyal adaletin dili zayıfladığında,
kimlik temsili tek başına yeterli olmaz.
⸻
III. Temsil ile Dönüşüm Arasındaki Fark
Bir kimliğin görünür olması,
hayatların dönüştüğü anlamına gelmez.
– Temsil vardır ama güvencesizlik sürer
– Sembol vardır ama adalet gecikir
– Görünürlük artar ama yoksulluk derinleşir
Bu fark görülmediğinde,
siyaset parlak ama etkisiz hâle gelir.
⸻
IV. Kimliklerin Araçsallaştırılması Tehlikesi
Kimlikler,
oy toplamak için,
imaj üretmek için,
ahlaki üstünlük kurmak için kullanıldığında
zarar görür.
Bu durum iki sonuç doğurur:
1. Gerçek sorunlar ertelenir
2. Kimlikler hedef hâline gelir
Oysa gerçek kapsayıcılık,
kimlikleri siyasetin zırhı değil,
insan onurunun parçası olarak görür.
⸻
V. Gerçek Denge Nerede?
Gerçek denge şuradadır:
– Kimlikler korunur
– Sosyal adalet merkeze alınır
– Emek, barınma, eğitim, sağlık konuşulur
– Temsil, somut iyileşmeye bağlanır
Kimlik siyaseti,
sosyal adaletle birleştiğinde güçlenir.
Aksi hâlde,
sadece iyi hissettiren bir vitrin olur.
“İnsanları korumayan bir temsil,
sadece görünürlük üretir;
adalet üretmez.”
⸻
Son Söz
Bu bölümün iddiası şudur:
Sorun kimlikler değildir.
Sorun, kimliklerin adaletin yerine konmasıdır.
Bir siyaset,
insanların kim olduklarını savunurken
nasıl yaşadıklarını iyileştirmiyorsa,
orada eksik bir şey vardır.
Ve o eksik şeyin adı:
sosyal adalet.
Zulmün Haritası: Kimler, Nasıl Etkilendi?
Bir iktidarın gerçek yüzü,
kendisine yakın olanlara değil;
kendisine uymayanlara nasıl davrandığında görülür.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı boyunca
farklı toplumsal kesimler,
farklı gerekçelerle
ama benzer yöntemlerle baskıya maruz kaldı.
Bu bölüm,
bu baskının kimlere ve nasıl uygulandığını ayırarak anlatır.
⸻
I. LGBT Bireyler: Görünürlükten Hedefe
LGBT bireyler için baskı iki katmanlı yaşandı:
1. Resmî düzeyde
– Yürüyüş ve etkinlik yasakları
– Güvenlik gerekçesiyle toplanma hakkının engellenmesi
– Kamusal alanda görünürlüğün “tehdit” olarak sunulması
2. Toplumsal düzeyde
– Siyasî söylemle meşrulaşan nefret dili
– Kolluk korumasının zayıflaması
– Şiddet ve ayrımcılık karşısında cezasızlık algısı
Burada sorun kimlik değildir.
Sorun, devletin koruması gereken bir grubu yalnız bırakmasıdır.
⸻
II. Kadınlar: Hak ile Söylem Arasındaki Çelişki
Kadınlar, bu dönemde hem sembolik olarak yüceltildi
hem de fiilen hak kaybına uğradı.
– İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme
– Kadına yönelik şiddetle mücadelede zayıflayan mekanizmalar
– Kadın bedenine ve yaşam tarzına dair müdahaleci söylemler
Bu çelişki,
kadını birey olarak değil,
ideolojik bir rol olarak gören bir anlayışın sonucudur.
⸻
III. FETÖ Suçlaması Altında Olanlar: Kolektif Cezalandırma
15 Temmuz sonrası süreçte,
“FETÖ ile mücadele” başlığı altında:
– Bireysel suç yerine iltisak kavramı öne çıktı
– Aileler cezalandırma alanına dâhil edildi
– Mülkiyet, pasaport, çalışma hakkı topluca kısıtlandı
Bu süreçte birçok masum insanın
hukuki güvenceden yoksun kaldığı,
uluslararası raporlara da yansıdı.
Bu başlıkta yaşananlar,
örgütle mücadele ile
toplu tasfiye arasındaki çizginin bulanıklaştığını gösterdi.
⸻
IV. Ergenekon ve Balyoz Süreçleri: Kurumsal Tasfiye
Ergenekon Davaları ve benzeri davalar,
bir dönem “demokratikleşme” söylemiyle sunuldu.
Ancak sonrasında:
– Sahte delil iddiaları
– Uzun tutukluluklar
– İtibar suikastları
bu davaların
hukuki değil, siyasi bir tasfiye süreci olduğunu gösterdi.
Bu süreç,
devletin kurumsal hafızasına
derin zarar verdi.
⸻
V. Arap Baharı ve Dış Politikanın İç Bedeli
Arap Baharı sürecinde izlenen dış politika,
Türkiye içinde de ciddi sonuçlar doğurdu:
– Güvenlik risklerinin artması
– Mülteci krizinin yönetilememesi
– Radikal gruplara karşı geç refleksler
– İç siyasette “beka” söyleminin güçlenmesi
Dışarıda yapılan tercihler,
içeride özgürlüklerin daralmasına gerekçe oldu.
Bu da şu sonucu doğurdu:
Dış politika,
iç baskının meşruiyet aracı hâline geldi.
⸻
VI. Ortak Zemin: Yöntemler
Bu farklı kesimlerin yaşadıkları arasında
ortak bir çizgi vardır:
– Güvenlik gerekçesi
– Ahlak söylemi
– Terör yaftası
– Olağanüstülük hâli
Farklı isimlerle,
aynı yöntemler kullanıldı.
Bu da bize şunu gösterir:
Sorun tek tek gruplar değil;
iktidarın yönetme biçimidir.
⸻
Sonuç
Bu bölümün kaydı nettir:
– LGBT bireyler korunmadı
– Kadınlar kazanımlarını kaybetti
– FETÖ suçlaması masumları da ezdi
– Ergenekon süreçleri devleti zayıflattı
– Arap Baharı politikaları içeride baskıyı artırdı
“Bir iktidar, kendisine uymayan herkesi
sorun görmeye başladığında,
sorun artık iktidarın kendisidir.”
Son Dokunuş : Bir AKAHPelinin ahlağının sembolü LAYBOYDUR . Küçük bir siki büyük memeleri kocaman götü , karı gibi suratı olan taylandli travesti . Çünkü akahpelilerin güç elde etmek için emmeyeceği somurmayacağı yarrrak yoktur . Güç için götlerini o kadar siktirmişlerdir ki ruhsal götleri leğen kadar olmuştur . VE bir zayıf mazlum görsün direk siker ; hiç affetmez . İŞte bir akahpelinin ruhu ladyboy dur ama tipi lağım faresi , bok leş yiyen domuza benzer . Cehennemde onlara domuz şeklinde estetikte farz oldu . Bir LGBT seks işçisi ladyboy asildir , namuslu ve onurludur . Onun toplum ruhuna tecavüz etmiştir .O da bedenini satarak hayatta kalmaya çalışır başka yol olmadığı için . BU hayasız şerefsiz namussuz onursuz gurursuz akahpelilier ise ruhlarını güç için satmışlardır .
Ruhlarını önüne gelene siktirmiş kendi kızlarını analarını karılarını güç elde etmek için pazarlayıp ; hem siktirmiş hem de kendileri tecavüz etmiştir . Akahpeli olmak demek haysiyetsizlikte şerefsizlikte bir marka olmak demek .
Yorumlar