Chapter 14 : Şeytana ruhunu satmış AKAHPELİ ‘ liler
- Ömer Tahir Çağlar
- 1 Oca
- 4 dakikada okunur
Ruhunu Satan Zihniyet
Ruh satılmaz aslında,
parça parça terk edilir.
Önce vicdan,
sonra yüz.
“Zorunluluk” denir,
her yanlışa.
Gerekçe büyür,
insan küçülür.
Söz çoktur,
hesap az.
Sadakat ödüllendirilir,
doğruluk pahalıdır.
Bir gün aynalar susar,
alkışlar biter.
Geriye kalan şudur:
Kazanılmış güç,
kaybedilmiş insanlık.
Ruhun Satışı: Değerlerden Güce Giden Yol
Bu bölüm ne okült ritüellerle ilgilidir,
ne gizli tarikat masallarıyla.
Bu bölüm ahlaki bir satış sözleşmesini anlatır.
Tarihte “şeytana ruhunu satmak” ifadesi,
hiçbir zaman literal bir anlaşma değildi.
Bu ifade,
çıkar uğruna her değeri terk etmeyi anlatır.
Para için.
Güç için.
Dokunulmazlık için.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı etrafında oluşan düzen,
zamanla tam da bu metaforu çağrıştıran bir ahlaki çöküş üretti.
⸻
I. Satılan Neydi?
– Milli söylem, çıkarla değiştirildi
– Maneviyat, meşruiyet kalkanı yapıldı
– Din, hesap vermemek için kullanıldı
– Bayrak, eleştiriyi susturmanın aracı oldu
Burada satılan şey beden değil,
ilkeydi.
İlke satıldığında,
her şey satılabilir hâle gelir.
⸻
II. Gücün Sarhoşluğu
Güç,
ahlakı test eder.
Gücü eline alan,
kendisini sınırlandırabiliyorsa erdemlidir.
Sınırlandırmıyorsa,
ahlak çöker.
Bu dönemde güç:
– Hesap vermemeyi normalleştirdi
– Dokunulmazlığı alışkanlık hâline getirdi
– Yanlışı “hikmet” diye pazarladı
Bu, metaforik anlamda
ruhun teslimidir.
⸻
III. Ritüel Nerede?
Gerçek hayatta ritüeller mumlarla değil,
tekrarlarla yapılır.
– Her gün aynı yalan
– Her gün aynı savunma
– Her gün aynı suskunluk
Bu tekrarlar,
vicdanı köreltir.
İnsan bir süre sonra şunu der:
“Yanlış ama bana faydası var.”
İşte o an,
ruh satılmıştır.
⸻
IV. Maneviyatın Boşaltılması
Maneviyat,
ahlaki sorumluluk demektir.
Ama burada maneviyat:
– Gücü kutsama
– Lideri dokunulmaz kılma
– Eleştireni şeytanlaştırma
işlevi gördü.
Bu noktada din,
adaletin yanında durmazsa
araç hâline gelir.
Ve araç olan her kutsal,
kirlenir.
⸻
V. Sonuç: Satışın Bedeli
Ruhunu satan düzenler,
ilk başta kazanır gibi görünür.
Ama uzun vadede:
– Güven kaybolur
– İnanç çöker
– Toplum yorulur
Ve en acı bedel şudur:
İnsanlar,
savundukları değerlerin
artık kendilerine bile inanmadığını fark eder.
“Şeytan, ruh satın almaz.
İnsan, onu kendisi bırakır.”
⸻
Kayıt Düşme (Açık Not)
• Bu bölüm okült, satanizm, büyü iddiası değildir
• Metaforiktir
• Ahlaki–politik eleştiridir
• Kimliklere değil, iktidar pratiğine yöneliktir.
Hesap Günü: Tarihin Sessiz Mahkemesi
Tarihte hiçbir iktidar,
yaptıklarını kendi anlattığı gibi hatırlanmadı.
İktidarlar giderken ardında:
– Slogan bırakmaz
– Afiş bırakmaz
– Nutuk bırakmaz
İz bırakır.
Bu iz,
kazanılan ihaleler değildir.
Kurulan saraylar değildir.
Toplanan güç değildir.
Bu iz,
kime ne yapıldığıdır.
Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde kurulan düzen,
kendini sürekli savundu:
– “Milli” dedi
– “Manevi” dedi
– “Beka” dedi
Ama tarih bu kelimeleri değil,
eylemleri kaydeder.
⸻
Hesap Günü Nedir?
Hesap günü,
mahkeme salonunda başlamak zorunda değildir.
Hesap günü bazen şurada başlar:
– Bir çocuk büyür ve sorar
– Bir anne yıllar sonra konuşur
– Bir memur suskunluğunu bozar
– Bir toplum “normal değildi” demeye başlar
Bu an geldiğinde,
artık savunmalar işlemez.
“Bilmiyorduk” yetmez.
“Zorundaydık” yetmez.
“Herkes yaptı” hiç yetmez.
Çünkü tarih şu soruyu sorar:
“Yapmama seçeneğin var mıydı?”
⸻
Kim Yargılar?
Bu mahkemede:
– Hakim tarih
– Savcı hafıza
– Tanıklar masumlardır
Ve en acı olan şudur:
Bu mahkemede
kendini savunmak yoktur.
Çünkü savunmalar,
iktidar varken işe yarar.
Tarih karşısında değil.
⸻
Asıl Ceza
Tarih nadiren hapse atar.
Ama şunu yapar:
– İsimleri utançla anar
– Savunmaları dipnota iter
– Mağdurları merkeze koyar
Ve en ağır cezayı verir:
Meşruiyetin tamamen silinmesi.
Bir gün,
bu dönemi savunanlar bile
şöyle demeye başlar:
“Aslında biz de rahatsızdık.”
Bu cümle,
gecikmiş bir itiraftır.
Ama hafızayı değiştirmez.
⸻
Son Hüküm
Bu kitabın son cümlesi bir lanet değildir.
Bir temenni hiç değildir.
Bu bir tespittir:
“Güçle kazanılan her şey,
adaletle sınanır.
Adaleti geçemeyenler,
tarihte kalır.”
Son Dokunuş : Şeytana ruhunu satmak para güç elde etmek için değerlerinden ödün vermektir. Şeytana ruhunu satmak aynı zamanda güç için para için büyü yapıp yaptırarak olur. Özgür Özel birebir kendisi toplumun büyük bir kesimini etkileyen büyü ritüellerine katıldı .Aynı zamanda so büyülerin gerçekleşmesi için devletin tüm imkanlarını kullandı.BAtmanda ras al ghul 1. Filimde tüm toplumu psikoza sokan virüs dolu kimyasalı içme suyu şebekesine katıyor. Aynısını Özgür Özel defalarca farklı farklı zehir dolu kimyasalları içme suyuna katarak toplumu salgın hastalıklara kapılmasına sebep oldu .Büyünün yeme içme formu zehirdir. Birleşik şeytan marketlerinde zaten kandan leşten domuzdan ve diğer tür emvai çeşit şehirden yapılan malzeme yiyecek , temizlik unusuru olarak halka en ucuz o olduğu ve reklamı çok yapıldığı için insanlara yedireirlerek solutarak , kıyafetleri giyerek maruz bırakıldılar . Sonra tüm hastalıklar inanılmaz derece de arttı. Topluma her tür zehir yani büyü yapımında kullanılan malzeme en uygun fiyatlarla türlü türlü marketlerden İsrail Amerika menşeli şeytanın markalarından insanlara ulaştırılmadı. Dünyada en çok domuz yetişen ülke metrekareye vurunca İSRAİl dir . YAhudilikte domuz yasak olmasına ve bu domuzlar yerden 2 karış yukarıda büyütülür . Kutsal topraklarına domuz değmesin diye . O domuzdan elde edilen ürünler her tür yiyecek içecek temizlik ürünü kozmetikte ve emvayi çeşit markada kullanılır .En kötüsü de bu domuzdan kandan leşten sidikten boktan ve hayvan zehirlerinden üretilen şey İLAÇLAR DİR etken madde olarak bu büyü yapmada kullanılan şeyler kullanılır . VE büyü için ayeti tersten okumak gerekir . AYETi tersten okuma da o yapılan dizilerdeki satansit temelli müziklerde , Hollywood dilimlerindeki müziklerde ve Yurtdışı menşeli üretilen müziklerde ve Türk müziklerinde de bazılarında bulunan nüanslarda ayet tersten söylenir aynı filimde 25. Karede olduğu gibi müzikte de sözün altına üstüne önüne arkasına büyü de kullanılan sözcükler eklenir .Ve sen o müziği dinlediğinde büyülenirsin .İşte AKahpe yerli binlerce markayı kelepir fiyatına yabancıya satmış ve her tür yabancı içinde büyü bulunan ürünün ilaç yiyecek kozmetik , temizlik ürünlerinin ülkeye açılmasını sağladı. VE Şaban Türk halkı da a bunlar çok kaliteli çok güzel diye kullanmaya başladı.Ama kullandıkları ürünler onları günden güne zehirledi , büyüledi , psikolojik ve fiziksel her tür hastalığa mahkum etti .İlaçların ana amacı iyileştirmek değil uyuşturup seni bağımlı kılmak oldu. Sadece kan leş domuz bok değil aynı zamanda uyuşturucunun kimyasal fiziksel emvai çeşidi ; bu ilaç ve yiyeceklerde legal olarak satıldı . Sonuç zehirlenmiş, uyuşmuş, hasta , büyülenmiş bir jenerasyon ve toplum . İşte 23 senelik AKahpe iktidarı tam olarak bunu yaptı.
Yorumlar