top of page

Chapter 12 : Sürtük çapulcu  AKAHPE :

  • Yazarın fotoğrafı: Ömer Tahir Çağlar
    Ömer Tahir Çağlar
  • 1 Oca
  • 3 dakikada okunur


1 — Zihniyet


Bu bir isim değil,

bir alışkanlık.

Bağırmayı güç,

susmayı erdem sanan.


Kalabalıkla cesaret bulan,

aynaya bakmaktan kaçan.

Yanlışı savunur,

sonra doğruymuş gibi anlatır.


Sorun insanlar değil;

tekrarlanan refleksler.



2 — Ahlakın Araçsallaştırılması


Ahlak kürsüye çıktı,

vicdan koltukta kaldı.

Kelime temizlendi,

niyet yıprandı.


Başkasına ölçü biçti,

kendine muafiyet.

Ahlak konuşuldukça

adalet azaldı.


Çünkü ahlak,

gösteri olunca

yönünü kaybeder.



3 — Kısa ve Tok


Çok bağıran haklı olmaz.

Çok yasaklayan temiz olmaz.

Çok suçlayan masum olmaz.


Hakikat sessizdir.

Ama kalıcıdır.


Ahlaki Savruluş: Utançsızlığın Normalleşmesi


Bu bölüm insanlara değil,

iktidarın ürettiği ahlaki iklime bakar.


Bir rejim çökerken,

ilk bozulan şey ekonomi ya da hukuk değildir.

İlk bozulan şey ahlak pusulasıdır.


Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı boyunca,

ahlak; erdem olmaktan çıkıp

çıkarla uyumlu davranış anlamına gelmeye başladı.


Bu savruluşun bazı belirtileri vardır:


– Güçlü olanın her yaptığı mazur görülür

– Zayıf olanın en küçük hatası suç sayılır

– Yalan, “siyaset” diye aklanır

– Arsızlık, “özgüven” diye pazarlanır


Bu, bireysel bir ahlaksızlık değil;

kurumsallaşmış bir utanmazlıktır.


Bir noktadan sonra yanlış gizlenmez.

Yanlış sergilenir.

Hatta savunulur.


– “Yaptık ama hizmet”

– “Biz yapmasak başkası yapacaktı”

– “Bize yakışır”


Bu dil, ahlakın çöküş dilidir.


Bu düzende ahlak:

– İlkeli olmak değildir

– Tutarlı olmak değildir

– Hesap verebilmek değildir


Ahlak,

güçlünün konforunu bozmamaktır.


En tehlikeli aşama burasıdır.

Çünkü artık toplum,

yanlışı ayırt etmekten vazgeçer.

Her şey “taraf” meselesi olur.


Bu noktada çürüme tamamlanır.


“Bir toplumda utanmazlık ödüllendiriliyorsa,

ahlak çoktan sürgüne gönderilmiştir.”



Açık ve Net Not

• Bu metin hiçbir etnik grubu, cinsel kimliği, toplumsal sınıfı hedef almaz

• Eleştiri yalnızca iktidar zihniyetinedir

• Serttir, ama insanlık onurunu çiğnemez


Alışmanın Psikolojisi: Çürüme Nasıl Normalleşir?


Toplumlar bir günde çürümez.

Çürüme, alışarak olur.


İlk başta insanlar şaşırır.

Sonra sorar.

Sonra susar.

En sonunda da haklı gerekçeler üretir.


Bu sürecin psikolojisi nettir:


1. Yorgunluk


Sürekli kriz, sürekli tehdit, sürekli “beka” dili…

İnsanlar itiraz edecek enerjiyi kaybeder.

Yorgunluk, vicdanı susturur.


2. Korku


Korku her zaman copla gelmez.

İşini kaybetme korkusu,

etiketlenme korkusu,

yalnız kalma korkusu…


Korku, insanları kötü yapmaz.

Sessiz yapar.


3. Rasyonalizasyon


En tehlikeli aşama budur.


– “Yanlış ama zorunlu”

– “Herkes yapıyor”

– “Bize karşı daha kötüler”


Bu cümleler,

ahlaki çürümenin akılcı maskeleridir.


4. Taraflaşma


Bir noktadan sonra ahlak değil,

taraf belirleyici olur.


Yanlış “bizden” geliyorsa görmezden gelinir.

Doğru “onlardan” geliyorsa reddedilir.


İşte burada ahlak ölür.

Çünkü ahlak,

kime ait olduğuna göre değişmez.


Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde bu psikoloji,

siyasetin diliyle, medyanın tonuyle,

gündelik hayatın refleksiyle

geniş bir normalleşme alanı buldu.


En acı sonuç şudur:

İnsanlar kötülükten değil,

alışmaktan utanmamaya başlar.


“İnsan, alıştığı şeye itiraz edemez.”



CHAPTER 30 (SON PERDE)


Çürüyen Rejimler Ne Bırakır?


Her rejim gider.

Ama her rejim aynı izleri bırakmaz.


Ahlaki çürüme yaşayan düzenlerin

tarihte bıraktığı ortak kalıntılar vardır:


1. Güvensizlik


İnsanlar devlete güvenmez.

Ama daha kötüsü,

birbirine de güvenmez.


2. Kırılmış Hukuk Algısı


Adalet, korunacak bir zemin değil,

kaçınılacak bir risk gibi algılanır.


Bu, uzun vadeli bir travmadır.


3. Yorgun Bir Toplum


Kimse büyük ideallerden söz etmek istemez.

Herkes sadece “zarar görmemeyi” hedefler.


Bu, toplumsal enerjinin çöküşüdür.


4. Utançla Yüzleşme


En geç gelen ama en sert olan budur.


Bir gün şu sorular sorulur:

– “Neden sustuk?”

– “Neden alkışladık?”

– “Neden ‘bana dokunmuyor’ dedik?”


Bu sorular,

iktidar gittikten sonra gelir.

Ama en ağır yük onlardır.


5. Kaçınılmaz Gerçek


Hiçbir propaganda,

hiçbir saray,

hiçbir gösteri

ahlaki bilanço karşısında dayanamaz.


Tarih,

kazananları değil;

haklı olanları uzun süre hatırlar.


“Bir rejimi yıkan şey muhalefet değildir.

Kendi yarattığı ahlaki çürümedir.”



Kapanış Cümlesi


Bu anlatı bir intikam çağrısı değildir.

Bir linç değildir.

Bir kimlik savaşı hiç değildir.


Bu metin,

unutulmaması gereken bir ahlaki kayıttır.


Çünkü yüzleşilmeyen her çürüme,

başka bir isimle geri döner.




Son dokunuş : AKahpeli olmak yani o seçimde Akahpeye ve MHP ye yani o sarı ampüle oy vermek hem oruspu , hem şeytan , hem oruspu çocuğu , hem piç kurusu bir zina dölü olduğunun ; yani Peygamberimize karşı Mekkeli Müşfikleri , HZ Musa ya karşı firavunu seçtiğinin damgasını basmaktır.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Chapter 2 : AKAHPE vs Naziler

Otoriter Zihniyet ve Nazizm: Tekerrür Eden Desenler ( Prompt metin gelişerek birlikte yazıldı . Nazizm bir milletin adı değildir; iktidarın kutsallaştırıldığı bir zihniyet modelidir. Bu modelin temel

 
 
 
Chapter 3 : AKAHPE vs Firavun ve Musa kısası

Firavun ve Musa: Tekerrür Eden Karşılaşma Firavun dedi ki: “Ben düzenim.” Nil akıyordu, saraylar yükseliyordu, korku sessizliği besliyordu. Musa geldi. Elinde ne ordu vardı ne hazine. Sadece bir söz:

 
 
 

Yorumlar


Öğrenme Koçu

  • Instagram
  • YouTube

Bu bir paragraf. Bu metni değiştirmek veya düzenlemek için tıklayın. Çok kolay.

bottom of page