Chapter 11 : Soykırımcı Akahpe :
- Ömer Tahir Çağlar
- 1 Oca
- 3 dakikada okunur
İmhanın Dili
Önce sayıya çevirdi insanı,
sonra sessizliğe.
İsimler fazlaydı,
istatistik yeterliydi.
“Güvenlik” dedi,
“zorunluluk.”
Vicdanı dipnota koydu,
kanı gerekçeye.
Bir kez başlayınca
inkâr kolaydı.
Çünkü yok sayılanın
hesabı sorulmaz.
Toprak sustu,
ama zaman konuştu.
Ve tarih yazdı:
İnsan silinmez,
sadece suç görünür hâle gelir.
Toplu Suç Mantığı: FETÖ Suçlaması Altında Masumlara Yapılanlar
Bu bölümün sorusu nettir:
Bir devlette suç bireysel midir, yoksa bulaşıcı mı sayılır?
Eğer suç:
– Aileye yayılıyorsa
– Çocuğa miras kalıyorsa
– Mallarla birlikte el değiştiriyorsa
orada artık hukuk değil,
kolektif cezalandırma vardır.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde,
“FETÖ ile mücadele” başlığı altında yürütülen uygulamaların
bir kısmı uluslararası insan hakları raporlarında
“orantısız, sistematik ve ayrımcı” olarak tanımlandı.
Bu bölüm, olay türleri üzerinden gider.
⸻
1. Çıplak Arama Uygulamaları
Gözaltı ve cezaevi süreçlerinde,
özellikle kadınlara yönelik çıplak arama uygulamaları
çok sayıda tanıklık ve başvuruda yer aldı.
Bu uygulamalar:
– Güvenlik gerekçesiyle açıklansa da
– Sistematik hâl aldığında
insan onurunu zedeleyici muamele kapsamına girer.
Burada mesele beden değil;
aşağılamadır.
Ve aşağılamanın suçla ilgisi yoktur.
⸻
2. Masumlara İftira ve Delilsiz Suçlama
– Tek bir dijital veri
– Bir banka kaydı
– Bir telefon uygulaması iddiası
binlerce insan için
hayat boyu damga anlamına geldi.
Bu süreçte:
– Suç isnadı delilden önce geldi
– Savunma sonradan hatırlandı
– “Masumiyet karinesi” fiilen askıya alındı
Bu, bireysel hataların ötesinde
bir yöntem hâline geldi.
⸻
3. Aile Boyu “İltisak” Mantığı
Bir kişinin suçlandığı iddiası,
şu kişilere yayıldı:
– Eşi
– Kardeşi
– Anne–babası
– Çocuğu
Pasaport iptalleri,
sosyal dışlanma,
iş bulamama…
Bu, modern hukukta adı olan bir şeydir:
Ailevi kolektif cezalandırma.
Ve bu, açıkça yasaktır.
⸻
4. Çocuk, Bebek, Yaşlı ve Hastaların Tutuklanması
– Hamile kadınlar
– Yeni doğum yapmış anneler
– Ağır hasta mahpuslar
– Yaşlı tutuklular
Bu gruplara yönelik tutuklama ve cezaevi uygulamaları,
birçok uluslararası kuruluş tarafından
orantısız ve insanlık dışı olarak raporlandı.
Bir devlette adalet varsa,
en zayıflar korunur.
Burada ise çoğu zaman
örnek olsun diye cezalandırıldılar.
⸻
5. Mallara El Koyma ve Ekonomik Tasfiye
– Şirketlere kayyum
– Ev ve birikimlere el koyma
– Uzun yıllar süren iade edilmemiş mülkiyetler
Bu uygulamalar,
yalnızca bireyi değil;
bir ailenin bütün yaşamını yok etti.
Bu, cezanın
ekonomik yıkıma dönüştüğü noktadır.
⸻
6. Cinsel Şiddet ve Taciz İDDİALARI
Bu başlıkta çok net ve dikkatli konuşmak gerekir.
Bazı kadın tutuklular tarafından:
– Taciz
– Cinsel tehdit
– Onur kırıcı davranışlar
iddia edildi,
bazı başvurular ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşındı.
Bu iddiaların her biri:
– Bağımsız soruşturma
– Etkili yargılama
gerektirirdi.
Ancak çoğu dosyada
cezasızlık algısı oluştu.
Burada hüküm değil,
soru vardır.
Ve o sorular hâlâ cevap bekler.
⸻
Bu Bir Soykırım mı?
Hukuki anlamda:
Soykırım tanımı çok spesifiktir.
Ama ahlaki ve politik anlamda şunu söylemek mümkündür:
– Masumiyet yok sayıldı
– Suç kolektifleştirildi
– Hayatlar sistematik biçimde yok edildi
Bu da tarihte şu başlık altında anılır:
Kitlesel ve sistematik zulüm.
“Bir devlette masumiyet korunmuyorsa,
suçla mücadele değil;
insanla mücadele vardır.”
⸻
Son Not (Kayıt Düşmek İçin)
Bu bölüm:
– İntikam çağrısı değildir
– Nefret üretmez
– Şiddeti meşrulaştırmaz
Bu bölüm bir tanıklık kaydıdır.
Ve tarih,
en çok bu kayıtları ciddiye alır. Bir Hayatın Parçalanışı (Tanıklık)
O sabah kapı sert çalındı.
Ne arama kararı okundu, ne gerekçe anlatıldı.
Sadece tek bir kelime söylendi:
“İltisak.”
Adam öğretmendi.
Suçlandığı şey, yıllar önce açılmış bir hesap ve kapatılmış bir okuldu.
Ne silah vardı, ne çağrı, ne talimat.
Ama karar verilmişti.
Eşi gözaltında bekletildi.
Çocuklar komşuya bırakıldı.
Ev mühürlendi.
Banka hesabına bloke kondu.
Mahkemede dosya incecikti.
Savunma uzundu.
Karar kısa sürdü.
Cezaevinde aylar geçti.
Annesi hastaydı, göremedi.
Bebeği doğdu, kucağına alamadı.
Eşi iş bulamadı.
“İltisaklı” denildi.
Çocuk okulda dışlandı.
“Baban terörist mi?” diye soruldu.
Bu hikâye bir kişiyle ilgili değil.
Binlerce kez tekrarlandı.
Ve bu hikâyelerde ortak olan tek şey şuydu:
Masumiyet, kimseyi durdurmadı.
Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde,
bu tür hayat parçalanmaları
“yan etki”, “kaçınılmaz”, “olağanüstü hâl” gibi sözlerle açıklanmaya çalışıldı.
Ama yan etki denilen şey,
insanların ömrüydü.
⸻
CHAPTER 27 (KAPANIŞ)
Hukukun Aynası
Uluslararası hukuk şunu söyler:
– Suç bireyseldir
– Ceza orantılıdır
– Masumiyet korunur
– Aile cezalandırılamaz
Bu ilkeler,
savaşta bile askıya alınmaz.
Bir devlet:
– Çıplak aramayı sistematikleştirirse
– Delilsiz suçlamayı yaygınlaştırırsa
– Aileleri “iltisak”la cezalandırırsa
– Mülkiyeti topluca tasfiye ederse
– Zayıfları (çocuk, hasta, yaşlı) korumazsa
orada sorun tek tek ihlaller değil,
bir rejim pratiğidir.
Bu, hukuki tartışma kadar
ahlaki bir muhasebedir.
Bu kitap şunu iddia etmez:
“Her şey bilerek yapıldı.”
Ama şunu kayda geçirir:
– Yapılanlar biliniyordu
– Uyarılar vardı
– Durdurulmadı
Ve hukukta da, ahlakta da
bilip durdurmamak sorumluluktur.
“Devletin gücü, masumu koruyorsa meşrudur.
Masumu eziyorsa, adı ne olursa olsun zulümdür.”
Son Dokunuş : Hitlerin yaptığı Akahpe ve mehapenin yanında insaflı insanca kalır. Oruspu çocuğu fettullah gülen bile pornostartlığı seviyesinde akaphpe den ve Özgür Özelden daha iyi düzeyde kalır . Cemaate ve Ergenekon balyozdan askerler 17,25 de polislere yapılan zulmün katsayısı magma seviyesindedir. Yani bunları yapanlar cehenemin 7 kat altında azap göreceklerdir.
Yorumlar